Kararın Özeti
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, boşanma davalarında tazminat miktarının belirlenmesinde hakkaniyet ilkesinin gözetilmesi gerektiğine ve tedbir nafakasının eşlerin gelir durumundan bağımsız olarak TMK’nın 169. maddesi gereği re’sen hükmedilmesi zorunlu olduğuna karar vermiştir.
Davalara İlişkin Taraf İddiaları
Davacı-Karşı Davalı (Kadın) Eşin İstemi
Davacı kadın eş, 2013 yılında açtığı dava dilekçesinde şu taleplerde bulunmuştur:
- Eşinin psikolojik tedavi gördüğünü ve bu durumun evlilik öncesinde kendisinden gizlendiğini
- Eşinin anne-babasının güdümünden çıkamadığını ve aile sorumluluğu alamadığını
- Sürekli hakaret, küfür ve aşağılamalara maruz kaldığını
- Son olarak eşinin evi boşaltarak gittiğini
Bu gerekçelerle TMK’nın 162 ve 166. maddeleri uyarınca:
- Boşanma kararı verilmesini
- 10.000 TL tedbir-yoksulluk nafakası
- 500.000 TL maddi tazminat
- 500.000 TL manevi tazminat
- Evlilik hazırlık giderleri için 17.000 TL
- Ziynet eşyaları için 100.000 TL tazminat talep etmiştir
Davalı-Karşı Davacı (Erkek) Eşin Cevabı
Davalı erkek eş ise tüm iddiaları reddederek şu karşı iddialarda bulunmuştur:
- Eşinin aşırı maddi taleplerde bulunduğunu
- İstekleri yerine getirilmediğinde cinsel birlikteliği reddettiğini
- “Babasının parası için evlendiği” kanaati uyandırdığını
- Birlik giderlerine katılmadığını ve “sana vücudumu veriyorum başka ne yapayım” dediğini
- Sürekli eski erkek arkadaşıyla kıyaslama yaptığını
Karşı dava olarak da 100.000 TL manevi tazminat talep etmiştir.
Mahkeme Süreçlerinin Detaylı İncelemesi
İlk Derece Mahkemesi Kararı
Mahkeme 11.10.2016 tarihinde verdiği kararda:
- Tarafların karşılıklı şekilde birbirlerine özensiz davrandıklarını
- Birliğin temelinden sarsıldığını
- Eşlerin eşit kusurlu olduklarını tespit ederek
- Her iki davanın kabulüne
- Tarafların boşanmalarına
- Kadın eş yararına 1.500 TL tedbir nafakası ödenmesine karar vermiştir
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Kararı
Bölge mahkemesi 26.04.2018 tarihinde:
- Erkeğin eşine karşı sert ve emredici tavırlarda bulunduğunu
- “Salak salak konuşma, sen ne anlarsın, siktir git lan” gibi hakaret ve küfürler ettiğini
- Eşini ters ilişkiye zorladığını
- Kadının da lüks taleplerde bulunduğunu, kıskançlık yaptığını tespit ederek
- Erkeğin ağır, kadının az kusurlu olduğuna karar vermiştir.
Bu gerekçelerle:
- Kadın yararına 35.000 TL maddi tazminat
- 20.000 TL manevi tazminat ödenmesine
- Kadının muvazzaf subay olması nedeniyle tedbir nafakasının kaldırılmasına karar vermiştir
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin Bozma Kararı
Özel Daire 10.09.2019 tarihinde:
- Takdir edilen tazminat miktarının az olduğunu
- TMK’nın 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi ve TBK’nın 50-51. maddelerine göre daha uygun tazminat belirlenmesi gerektiğini
- TMK’nın 169. maddesi gereği tedbir nafakasının re’sen hükmedilmesi zorunluluğunu belirterek kararı bozmuştur
Bölge Adliye Mahkemesinin Direnme Kararı
Bölge mahkemesi 11.12.2019 tarihinde:
- Kusur belirlenmesinin kesinleştiğini
- Kadının az da olsa kusurlu olması nedeniyle tazminatın uygun olduğunu
- Tarafların ekonomik durumlarının denk olması nedeniyle tedbir nafakasının yasaya aykırı olacağını ileri sürerek direnme kararı vermiştir
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun Nihai Kararı
Hukuk Genel Kurulu 07.06.2022 tarihinde:
Tazminat Konusunda:
- “Tarafların ekonomik ve sosyal durumları, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur derecesi, paranın alım gücü, hakkaniyet ilkesi, tazminatların niteliği, ihlal edilen mevcut ve beklenen menfaat, kişilik haklarına yapılan saldırı, günün ekonomik koşulları dikkate alındığında kadın eş yararına hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarlarının az olduğu” gerekçesiyle bozma kararını onaylamıştır.
Tedbir Nafakası Konusunda: Kurul, TMK’nın 169. maddesi ile ilgili önemli bir içtihat geliştirdi:
“Boşanma veya ayrılık davası açılınca hâkim, davanın devamı süresince gerekli olan geçici önlemleri bu konuda bir talebin varlığını aramaksızın kendiliğinden almakla yükümlüdür. Geçici bir önlem niteliğindeki talebe bağlı olmaksızın takdir edilen tedbir nafakası kural olarak davanın başından itibaren, karar kesinleşinceye kadar hüküm altına alınır.”
Kurul, eşlerin gelirinin bulunmasının tedbir nafakası hükmedilmesine engel olmadığını, bunun sadece oranı belirlemede ölçü olabileceğini belirtmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun Temel Gerekçeleri
Tazminat Belirlenmesinde Esas Alınan Kriterler
Karar metninden alıntıyla, Kurul tazminat belirlemede şu unsurları esas almaktadır:
“Hâkim; manevi tazminatın miktarını belirlerken, kişilik haklarına yapılan saldırının niteliği ile tarafların ekonomik ve sosyal durumları dikkate alınarak takdir hakkını kullanmalıdır.”
Tedbir Nafakası Konusundaki Yaklaşım
TMK’nın 169. maddesi konusunda Kurul şu temel ilkeleri belirlemiştir:
“Eşlerin açılan boşanma davası nedeniyle ayrı yaşamaları, tek başına yaşanmak zorunda kalan evin en azından elektrik, su, doğal gaz, aidat, iletişim, varsa kira vs. gibi zorunlu ortak ‘geçim’ giderlerini sonlandırmamakta, aksine bu giderler devam etmektedir.”
“Tarafların gelirinin bulunması TMK’nın 169. maddesine dayalı tedbir nafakası hükmedilmesine engel değildir. Böyle bir durumda, eşlerin elde ettikleri gelirler ancak diğer eşin birlik giderlerine katılmadaki oranını belirlemede bir ölçü olarak değerlendirilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.”
Kararın Hukuki Sonuçları
Maddi ve Manevi Tazminat Hesaplaması
Yargıtay, boşanma tazminatının belirlenmesinde şu faktörleri dikkate almaktadır:
TMK Madde 174/1 (Maddi Tazminat):
- Mevcut veya beklenen menfaatlerin zedelenmesi
- Boşanma ve maddi zarar arasında nedensellik bağı
- Tarafların ekonomik ve sosyal durumları
TMK Madde 174/2 (Manevi Tazminat):
- Kişilik haklarına yapılan saldırının niteliği
- Kusur dereceleri
- Hakkaniyet ilkesi
- Günün ekonomik koşulları
Tedbir Nafakası İçin Yeni Kriterler
Karar, tedbir nafakası konusunda önemli bir içtihat değişikliği getirmiştir:
- Re’sen Hükmetme Zorunluluğu: Hâkim talep olmasa da re’sen tedbir nafakasına hükmetmelidir
- Gelir Durumu Engel Değil: Eşlerin gelirli olması tedbir nafakasına engel oluşturmaz
- Kusur Durumu Etkisiz: Tedbir nafakasında tarafların kusur durumu dikkate alınmaz
- Orantılılık İlkesi: Eşlerin ekonomik gücü sadece oran belirlenmesinde etkilidir
Karşı Oy ve Farklı Görüşler
Kararda azınlık görüşü, tedbir nafakasının mutlak bir zorunluluk olmadığını, tarafların mali durumlarının değerlendirilmesi gerektiğini savunmuştur. Ancak çoğunluk, TMK’nın 169. maddesinin emredici niteliğini vurgulayarak bu görüşü reddetmiştir.
Sonuç ve Değerlendirme
Bu Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararı, boşanma hukuku açısından iki önemli ilkeyi netleştirmektedir:
Tazminat Hesaplamasında:
- Hakkaniyet ilkesinin ön planda tutulması
- Güncel ekonomik koşulların dikkate alınması
- Kusur derecesi ile tazminat miktarı arasındaki doğru orantının kurulması
Tedbir Nafakasında:
- Hâkimin re’sen hükmetme zorunluluğu
- Eşlerin gelir durumunun mutlak engel oluşturmaması
- Evlilik birliğinden kaynaklanan yükümlülüklerin dava süresince devamı
Bu karar, özellikle çalışan kadınlar için tedbir nafakası konusunda önemli bir güvence sağlamakta ve hâkimlere net kriterler sunmaktadır. Aynı zamanda, tazminat hesaplamasında da daha objektif ve hakkaniyetli bir yaklaşımın benimsenmesini teşvik etmektedir.
Kaynakça
- İncelenen Karar: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2021/322, K. 2022/851, T. 07.06.2022
- İlgili Mevzuat:
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, Madde 169, 174, 185, 186
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, Madde 50-51
