Türk aile hukukunun yıllardır en tartışmalı kurumlarından biri olan süresiz nafaka uygulaması, Anayasa Mahkemesi’nin 4 Haziran 2026 tarihli Genel Kurul kararıyla anayasal dayanağını yitirmiştir. Yüksek Mahkeme, Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 175. maddesinin birinci fıkrasında yer alan “süresiz olarak” ibaresini Anayasa’ya aykırı bularak iptal etmiştir. Halk arasında “ömür boyu nafaka” olarak bilinen bu düzenleme, boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek eşin korunması amacını taşımakla birlikte, özellikle kısa süreli evliliklerde yükümlünün hayatı boyunca süren açık uçlu bir mali yük doğurması nedeniyle eleştirilmekteydi.
Bu makalede, iptal kararının kapsamı, yürürlük tarihi, mevcut nafaka ilamlarına etkisi ve geçiş dönemine ilişkin hukuki çerçeve; güncel mevzuat, Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay içtihatları ile doktrindeki görüşler ışığında teknik bir dille ele alınmaktadır. Önemli uyarı: İptal kararı henüz yürürlüğe girmemiş olup mevcut uygulama, aşağıda açıklanan geçiş süresi boyunca devam etmektedir.
1. Anayasa Mahkemesi’nin Süresiz Nafaka İptal Kararı (4 Haziran 2026)
1.1. Kararın Özü
Anayasa Mahkemesi, 4 Haziran 2026 tarihli Genel Kurul toplantısında, TMK m.175/1’de yer alan “…süresiz olarak…” ibaresinin iptaline oy çokluğuyla karar vermiştir. Basına yansıyan bilgilere göre on iki üye iptal yönünde oy kullanmış, üç üye karşı oy vermiştir; ancak oy dağılımının tam dökümü ve karşı oy gerekçeleri, gerekçeli kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasıyla kesinlik kazanacaktır.
İptale konu fıkra, iptalden önceki haliyle şu şekildedir:
TMK m.175/1: “Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan malî gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz.”
İptal kararıyla birlikte fıkradaki “süresiz olarak” ibaresi, yürürlük tarihinden itibaren yasal metinden çıkacaktır.
1.2. İptal Edilen Nedir, Edilmeyen Nedir?
Kararın doğru anlaşılması bakımından temel ayrım şudur: İptal edilen, yoksulluk nafakası kurumunun kendisi değil, yalnızca bu nafakanın “süresiz” niteliğini öngören ibaredir. Yoksulluk nafakası talep etme hakkı varlığını sürdürmektedir; ortadan kalkan, nafakanın ömür boyu devam etmesine olanak tanıyan yasal dayanaktır.
| İptalden Etkilenen | İptalden Etkilenmeyen |
|---|---|
| TMK m.175/1’deki “süresiz olarak” ibaresi | Yoksulluk nafakası kurumunun kendisi (talep hakkı) |
| Yoksulluk nafakasının ömür boyu sürmesine dayanak | Tedbir nafakası (TMK m.169) |
| — | İştirak (çocuk) nafakası (TMK m.182) |
| — | Yardım nafakası (TMK m.364) |
| — | Nafakanın ödenme, kaldırılma, azaltılma, artırılma rejimi (TMK m.176) |
Bu noktada özellikle vurgulanmalıdır ki çocuk lehine ödenen iştirak nafakası bu karardan etkilenmemektedir. İştirak nafakası TMK m.182 ile düzenlenmiş ayrı bir kurumdur ve velâyeti kendisinde olmayan eşin, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılma yükümlülüğüne dayanır. Aynı şekilde dava süresince hükmedilen tedbir nafakası (TMK m.169) ile yardım nafakası (TMK m.364) da iptal kararının konusu dışındadır.
1.3. Başvurunun Usul Geçmişi
İptale konu dosya Anayasa Mahkemesi’nin önüne Antalya 12. Aile Mahkemesi’nin itiraz başvurusu yoluyla gelmiştir. Yerel mahkeme, baktığı bir boşanma davasında — tarafların evliliğinin henüz bir yılını doldurmadığına dikkat çekerek — TMK m.175/1’deki “süresiz olarak” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğu kanaatine varmış ve somut norm denetimi (itiraz) yoluyla konuyu Yüksek Mahkeme’ye taşımıştır.
Başvurunun usul geçmişi, anayasa yargısı tekniği bakımından öğreticidir. Aynı mahkemenin daha önceki bir başvurusu, 27 Mart 2025 tarihinde “uygulanacak norm bulunmaması” gerekçesiyle reddedilmiştir; çünkü o dosya, ilk kez nafakaya hükmedilen bir dava değil, mevcut nafakanın artırılması ve kaldırılmasına ilişkin bir davaydı. Anayasa Mahkemesi, artırma ve kaldırma davasında uygulanacak normun esasen TMK m.176 olduğunu, TMK m.175’teki “süresiz olarak” ibaresinin o davada uygulanacak norm sayılamayacağını belirtmiştir. Bu ret kararı, anayasaya aykırılık itirazında “uygulanacak norm” (bakılmakta olan davada uygulanacak kural olma) şartının ne denli belirleyici olduğunu göstermektedir.
Bunun üzerine Antalya 12. Aile Mahkemesi’nden gelen ikinci başvuru, ilk kez yoksulluk nafakasına hükmedilecek bir davada yapıldığından “uygulanacak norm” şartını karşılamış ve 10 Temmuz 2025 tarihli Genel Kurul gündeminde E.2025/156 esas numarasıyla esastan incelemeye alınmıştır. 4 Haziran 2026 tarihli iptal kararı bu dosyada verilmiştir.
| Tarih | Gelişme | Hukuki Önemi |
|---|---|---|
| 17.05.2012 | AYM, aynı ibarenin iptal istemini reddetti (E.2011/136, K.2012/72) | Kural, sosyal hukuk devleti ve güçsüz eşin korunması ekseninde Anayasa’ya uygun bulundu |
| 27.03.2025 | Antalya 12. Aile Mahkemesi’nin ilk başvurusu reddedildi | “Uygulanacak norm” şartı karşılanmadığı için (artırma/kaldırma davası) |
| 10.07.2025 | İkinci başvuru E.2025/156 olarak esasa alındı | İptale giden usul kanalı bu dosya oldu |
| 04.06.2026 | AYM, “süresiz olarak” ibaresini oy çokluğuyla iptal etti | Yürürlük 9 ay ertelendi; gerekçeli karar daha sonra yazılacak |
1.4. Yürürlük: Dokuz Aylık Erteleme ve Anayasa m.153
İptal kararı hemen yürürlüğe girmemektedir. Anayasa’nın 153. maddesi uyarınca iptal kararları kural olarak Resmî Gazete’de yayımlandıkları tarihte yürürlüğe girer; Anayasa Mahkemesi, iptalin doğuracağı hukuki boşluğun kamu düzenini bozacağını öngördüğünde yürürlük tarihini kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak bir yılı geçmemek üzere erteleyebilir.
Somut olayda Mahkeme, ortaya çıkabilecek hukuki boşluğu önlemek ve yasama organına yeni düzenleme yapma imkânı tanımak amacıyla iptal hükmünün yürürlüğünü dokuz ay ertelemiştir. Buna göre:
- İptal hükmü, gerekçeli kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından dokuz ay sonra yürürlüğe girecektir.
- Bu süre içinde TMK m.175 eski metniyle (yani “süresiz olarak” ibaresiyle) uygulanmaya devam edecektir.
- Dokuz aylık süre, TBMM’nin yeni bir yoksulluk nafakası modeli kurması için tanınan geçiş dönemidir.
Anayasa’nın 153. maddesinin son fıkrası uyarınca iptal kararları geriye yürümez. Bu ilke, mevcut nafaka ilamları bakımından kritik önem taşımaktadır (bkz. başlık 3.2).
1.5. Anayasa Mahkemesi’nin On Dört Yıl Sonra Görüş Değiştirmesi
2026 kararının en dikkat çekici yönlerinden biri, Anayasa Mahkemesi’nin aynı düzenlemeye ilişkin önceki içtihadından dönmüş olmasıdır. Mahkeme, 17.05.2012 tarihli ve E.2011/136, K.2012/72 sayılı kararında, “süresiz olarak” ibaresinin iptal istemini reddetmiş ve şu gerekçelere yer vermişti:
Kanundaki “süresiz olarak” ibaresinin, nafaka alacaklısının her zaman ölünceye kadar yoksulluk nafakası alacağı anlamına gelmediği; ibarenin amacının, boşanma nedeniyle yoksulluğa düşen eşin, şartları bulunduğu sürece ekonomik yönden desteklenmesi ve asgari yaşam gereksinimlerinin karşılanması olduğu vurgulanmıştı. Mahkeme, yoksulluk nafakasının özünde sosyal dayanışma düşüncesinin yer aldığını ve bu yükümlülüğün sosyal hukuk devleti ilkesinin gereği olduğunu belirterek Anayasa’ya aykırılık görmemişti.
2026 kararıyla Mahkeme, on dört yıl sonra farklı bir anayasal değerlendirmeye ulaşmıştır. Gerekçeli karar henüz yayımlanmadığından çoğunluğun dayandığı tam anayasal eksen kesin olarak bilinmemekle birlikte, başvuru gerekçesinde öne çıkarılan eksenler şunlardır: süresiz nafakanın, yükümlünün kalan yaşamı boyunca mülk edinme (Any. m.35), yeni bir aile kurma ve özel hayata saygı (Any. m.20) ile ölçülülük (Any. m.13) ilkeleri bakımından açık uçlu ve orantısız bir yük doğurduğu iddiasıdır. Başvuruda ayrıca Anayasa’nın 2. (sosyal hukuk devleti), 10. (eşitlik) ve 41. (ailenin korunması) maddelerine de dayanılmıştır.
Bu yönelim, 2012’deki “sosyal devlet lehine” ağırlığın tümüyle terk edildiği biçiminde değil; daha çok, aynı koruma amacının daha belirli, sınırlı ve ölçülü araçlarla sağlanması gerektiği kanaatine geçildiği biçiminde okunmaya elverişlidir. Kesin değerlendirme, gerekçeli kararın yayımlanmasının ardından mümkün olacaktır.
2. Süresiz Nafaka (Yoksulluk Nafakası) Nedir?
2.1. Hukuki Tanım
Süresiz nafaka, halk arasında kullanılan bir tabir olup hukuki terminolojide yoksulluk nafakası olarak adlandırılır. TMK m.175, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek tarafın, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla, geçimi için diğer taraftan malî gücü oranında nafaka isteyebileceğini düzenler. Maddede yer alan ve iptale konu olan “süresiz olarak” ibaresi, nafakanın belirli bir süreyle sınırlandırılmadığını ifade etmekteydi; ancak bu durum, nafakanın hiçbir koşulda sona ermeyeceği anlamına gelmemekteydi (bkz. başlık 5).
2.2. Nafaka Türleri ve Aralarındaki Fark
Türk hukukunda dört temel nafaka türü bulunur. İptal kararının yalnızca yoksulluk nafakasını ilgilendirdiği, diğer türlerin kapsam dışında olduğu unutulmamalıdır.
| Nafaka Türü | Tanımı | Yasal Dayanak | İptal Kararından Etkilenme |
|---|---|---|---|
| Yoksulluk Nafakası | Boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek eşe ödenen nafaka | TMK m.175 | Evet (yalnızca “süresiz” niteliği) |
| Tedbir Nafakası | Dava süresince eş veya çocuklara ödenen geçici nafaka | TMK m.169 | Hayır |
| İştirak Nafakası | Velâyeti almayan eşin çocuğun bakım ve eğitim giderlerine katkısı | TMK m.182 | Hayır |
| Yardım Nafakası | Yoksulluğa düşecek altsoy, üstsoy veya kardeşlere ödenen nafaka | TMK m.364 | Hayır |
2.3. Yoksulluk Nafakasının Şartları
Yoksulluk nafakasına hükmedilebilmesi için aşağıdaki koşulların bir arada bulunması gerekir. İptal kararının yürürlüğe girmesiyle bu şartlara olasılıkla bir de süre/ölçüt unsuru eklenecektir; ancak mevcut durumda şartlar şunlardır:
- Talep şartı: Nafaka talep eden eşin mahkemeden bu yönde bir istemde bulunması gerekir. Hâkim, talep olmaksızın kendiliğinden yoksulluk nafakasına hükmedemez.
- Yoksulluğa düşme: Talepte bulunan tarafın boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek olması gerekir. Buradaki yoksulluk, tamamen muhtaç hâle gelmeyi değil, evlilik içindeki yaşam standardının önemli ölçüde gerilemesini ifade eder.
- Kusur şartı: Nafaka talep eden eşin, boşanmaya yol açan olaylarda diğer eşten daha ağır kusurlu olmaması gerekir. Eşit kusur veya daha az kusur hâlinde nafaka talep edilebilir.
- Ödeme gücü: Nafaka yükümlüsü olacak eşin ödeme gücüne sahip olması gerekir.
3. İptal Kararından Sonra Hukuki Durum: “Nafaka Kaldırıldı mı?”
3.1. Güncel Durum: Geçiş Dönemindeyiz
İptal kararı, “yoksulluk nafakası kaldırıldı” anlamına gelmemektedir. Karar, yoksulluk nafakası kurumunu ortadan kaldırmamakta; yalnızca nafakanın süresiz olmasına ilişkin yasal dayanağı sona erdirmektedir. Üstelik karar henüz yürürlüğe girmemiştir.
Bu nedenle bugün için doğru hukuki formül şudur: “Karar verilmiştir; ancak yürürlük, gerekçeli karar ve TBMM düzenlemesi henüz beklenmektedir.” Dokuz aylık erteleme süresi boyunca:
- Boşanan eş lehine yoksulluk nafakasına hükmedilmesi uygulaması devam etmektedir.
- Devam eden davalarda mahkemeler iptal kararını dikkate alabilecek; süreli nafaka veya toptan ödeme talepleri gündeme gelebilecektir.
- Sürenin sonunda nafaka hukukunda kapsamlı bir değişiklik beklenmektedir.
3.2. Geriye Yürümezlik İlkesi ve Mevcut Nafaka İlamları
Anayasa’nın 153. maddesi uyarınca iptal kararları geriye yürümez. Bu ilkenin pratik sonuçları şunlardır:
- Kesinleşmiş mevcut nafaka kararları kendiliğinden sona ermez. Halen ödenmekte olan nafakalar, ayrı bir mahkeme kararıyla kaldırılmadıkça veya azaltılmadıkça devam eder.
- Geçmişte ödenen nafakaların iadesi istenemez.
- İcra takibi bakımından da otomatik bir düşme söz konusu değildir; ödenmeyen aylıklar için icra takibi yapılabilir, koşulları varsa İcra ve İflas Kanunu m.344 uyarınca tazyik hapsi gündeme gelebilir.
Buna karşılık iptal kararı, mevcut nafaka dosyalarında yeni bir hukuki tartışma alanı açacaktır. Özellikle nafakanın kaldırılması ve azaltılması davalarında, değişen anayasal değerlendirmenin TMK m.176 zemininde ileri sürülmesi beklenebilir.
3.3. Yargıtay’ın Mevcut Süre Yasağı Çizgisi
İptal kararının yürürlüğe gireceği tarihe kadar Yargıtay’ın yerleşik içtihadı geçerliliğini korumaktadır. Yargıtay, yerel mahkemelerin yoksulluk nafakasını belirli bir süreyle sınırlandırmasını hukuka aykırı bulmaktadır. Bu içtihat, kanunun “süresiz” ibaresine dayanmaktadır; dolayısıyla iptalin yürürlüğe girmesiyle bu çizginin de değişmesi kaçınılmazdır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 12.12.2017 tarihli ve E.2016/8859, K.2017/14407 sayılı kararında konu şöyle değerlendirilmiştir:
“Kanun, yoksulluk nafakasının süresiyle ilgili hâkime herhangi bir takdir hakkı tanımamış, süresini durumun gerekleri ya da haklı sebepleri göz önünde tutarak belirlemeyi de emretmemiştir. Kanun, bu nafakanın ‘süresiz’ olmasını açıkça öngördüğüne göre, takdir hakkına sığınarak nafakayı belirli bir süreyle sınırlamak kanuna açık aykırılık oluşturur.”
Bu içtihatla tutarlı biçimde, Daire’nin yakın tarihli kararlarında da (örn. 07.04.2025 tarihli ve E.2024/7203, K.2025/3258 sayılı karar) yerel mahkemelerin nafakayı süreyle sınırlama yönündeki hükümleri bozulmuştur. Bu çizgi, “mevcut hukuk” bakımından geçerli olup iptalin yürürlüğüyle birlikte yasal temelini kaybedecektir.
4. Ömür Boyu Nafaka Ne Zaman Sona Erer? (Mevcut Rejim)
İptal kararından bağımsız olarak, yürürlükteki TMK m.176 çerçevesinde yoksulluk nafakası halihazırda belirli hâllerde sona ermektedir. Geçiş döneminde mevcut ilamlar bakımından bu kurallar uygulanmaya devam eder.
4.1. Kendiliğinden Sona Erme Hâlleri
- Yeniden evlenme: Nafaka alacaklısının yeniden evlenmesi hâlinde nafaka kendiliğinden sona erer; ayrı bir mahkeme kararına gerek yoktur.
- Ölüm: Taraflardan birinin ölümü hâlinde nafaka kendiliğinden sona erer; nafaka borcu mirasçılara geçmez.
4.2. Mahkeme Kararıyla Kaldırılma Hâlleri (TMK m.176)
Aşağıdaki durumlarda nafakanın kaldırılması için dava açılması gerekir:
- Fiilen evli gibi yaşama: Nafaka alacaklısının evlenmeksizin başka biriyle fiilen evliymiş gibi yaşaması.
- Yoksulluğun ortadan kalkması: Alacaklının düzenli ve yeterli gelire kavuşması, meslek edinmesi veya miras/sermaye geliri elde etmesi.
- Haysiyetsiz hayat sürme.
- Yükümlünün ödeme gücünü tamamen yitirmesi.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 04.07.2024 tarihli ve E.2023/4032, K.2024/5401 sayılı kararında, anlaşmalı boşanma ile belirlenen nafakanın dahi tarafların malî durumlarının değişmesi sebebiyle kaldırılabileceği belirtilmiştir.
4.3. Toptan Ödeme (TMK m.176/2)
TMK m.176/2 uyarınca nafaka, irat (aylık) biçiminde olabileceği gibi toptan ödeme şeklinde de hükmedilebilir. Toptan ödeme kararı verildiğinde, bu ödemenin yapılmasıyla nafaka borcu tamamen sona erer ve ömür boyu sürmez. Bu yöntem, yasa değişmeden içtihat yoluyla geliştirilen ve özellikle kısa süreli evliliklerde başvurulan bir çözüm olarak öne çıkmaktaydı. İptal kararının yürürlüğüyle birlikte toptan ödeme uygulamasının daha da önem kazanması beklenebilir.
5. Geçiş Dönemi ve TBMM’nin Yeni Düzenlemesi
5.1. Dokuz Aylık Sürecin Hukuki Mantığı
Dokuz aylık erteleme süresinin temel amacı, yasama organına iptalden doğacak boşluğu doldurma imkânı tanımaktır. Bu süre içinde TBMM’nin, yoksulluk nafakasına süre, şart ve ölçüt getiren yeni bir sistem kurması beklenmektedir.
5.2. Olası Modeller
İptal kararının ardından gündeme gelebilecek başlıca düzenleme modelleri şunlardır:
- Belirli süreli nafaka: Nafakanın baştan belirli bir süreyle sınırlandırılması.
- Evlilik süresine endeksli kademeli nafaka: Evliliğin süresine göre nafaka süresinin belirlenmesi.
- Tarafların ekonomik durumuna göre nafaka: Yaş, sağlık, çalışabilirlik, meslek ve bakım yükü gibi ölçütlerin dikkate alınması.
Önemle belirtmek gerekir ki yalnızca “süresiz olarak” ibaresinin metinden çıkarılması, süre ölçütleri ayrıca düzenlenmediği takdirde uygulamada belirsizlik yaratabilir. Zira TMK m.176 hâlâ irat biçiminde ödeme ile kaldırma, azaltma ve artırma rejimini korumaktadır. Bu nedenle yeni düzenlemenin, süre kriterlerini açıkça belirleyen ve geçiş hükümleri içeren bütüncül bir metin olması beklenmektedir.
5.3. Diğer Reform Başlıkları
Kamuoyuna yansıyan tartışmalarda, nafaka borcunu ödemeyen yükümlüye uygulanan tazyik hapsine üst sınır getirilmesi ve aile arabuluculuğunun kurumsallaştırılması da gündemdedir. Mevcut uygulamada tazyik hapsi her ödeme dönemi için ayrı ayrı uygulanabildiğinden toplamda öngörülemez sürelere ulaşabilmekte; yeni düzenlemeyle aynı yükümlülüğe ilişkin ihlaller için tek bir azami sınır getirilmesi tartışılmaktadır.
Dikkat: Bu başlık altında yer alan modeller henüz taslak/tartışma aşamasındadır ve TBMM’de yasalaşmadan yürürlüğe giremez. Komisyon ve Genel Kurul aşamalarında değişiklik yapılması mümkün olduğundan, kesin hüküm niteliği taşımaz. Güncel mevzuatın yakından takip edilmesi önem taşımaktadır.
6. Doktrindeki Görüşler
İptal kararı, doktrinde uzun süredir devam eden tartışmanın bir yansımasıdır. Akademik literatürde iki ana eksen bulunmaktadır.
Reformu destekleyen görüş: Bu yaklaşıma göre, yükümlünün boşandığı eşine ömür boyu nafaka ödemek zorunda kalması, kişilik haklarına ve ölçülülük ilkesine aykırıdır. Özellikle kısa süreli evliliklerde açık uçlu bir yükümlülük doğurulmasının hakkaniyete uygun olmadığı, hâkimin takdir yetkisinin artırılması veya süre sınırı getirilmesi gerektiği savunulmaktadır.
Mevcut düzenlemeyi savunan görüş: Bu yaklaşıma göre, çalışması engellenen, şiddet gören veya istihdama erişemeyen eşin boşanma sonrası ne kadar süre yoksul kalacağının önceden belirlenmesi mümkün değildir. Süre sınırlamasının ekonomik olarak kırılgan tarafı — uygulamada çoğunlukla kadınları — mağdur edeceği, sosyal devlet ilkesinin güçsüz eşin korunmasını gerektirdiği ileri sürülmektedir.
İptal kararının yürürlüğe girmesiyle birlikte tartışmanın ağırlık merkezi, “nafaka var mı yok mu?” sorusundan, “nafaka hangi ölçütlerle, hangi süreyle ve hangi geçiş mantığıyla belirlenmeli?” sorusuna kayacaktır.
7. Nafakanın Azaltılması ve Artırılması
Mevcut nafaka ilamları kendiliğinden sona ermese de, koşullardaki değişiklikler nedeniyle miktarının güncellenmesi TMK m.176 kapsamında talep edilebilir. Değerlendirmede tarafların gelir durumundaki değişiklikler, enflasyon ve yaşam maliyetlerindeki artış, bölgesel yaşam standardı farklılıkları ve yeni aile yükümlülükleri dikkate alınır.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 03.12.2014 tarihli ve E.2014/7244, K.2014/15735 sayılı kararında, asgari ücretle işe girmenin yoksulluğu tamamen ortadan kaldırmayabileceği, ancak nafaka miktarında indirim sebebi olabileceği ifade edilmiştir.
Delil stratejisi: Nafakanın kaldırılması veya azaltılması davalarında güçlü ve belgeli bir delil seti sunulması belirleyicidir. Kullanılabilecek deliller arasında SGK ve vergi kayıtları, bordrolar, banka hareketleri, e-Devlet dökümleri, iş arama ve istihdam belgeleri, sağlık raporları ile barınma ve mesai gider belgeleri sayılabilir. Soyut iddialar yeterli olmadığından, her iddianın açık ve belgeli biçimde dosyaya sunulması gerekir.
8. Geçiş Döneminde Taraflar İçin Hukuki Yol Haritası
İptal kararı, tarafların acele ve tek taraflı işlem yapmasını gerektirmemekte; aksine dosya bazında dikkatli bir strateji izlenmesini zorunlu kılmaktadır.
Nafaka ödeyen eş bakımından:
- Mevcut bir ilam yürürlükteyken ödemeyi tek taraflı kesmek, icra takibi ve tazyik hapsi riskini doğurur. “AYM iptal etti” gerekçesiyle ödemeyi durdurmak güvenli değildir.
- Gelir düşüşü, iş kaybı, sağlık sorunu, yeni çocuk ile kira/kredi yükü gibi değişikliklerin belgelenerek TMK m.176 zemininde azaltma/kaldırma davası hazırlanması yerinde olur.
- Karşı tarafın yoksulluğunun ortadan kalktığı düşünülüyorsa SGK kayıtları, banka hareketleri, tapu ve araç kayıtları ile fiilî birliktelik delilleri toplanmalıdır.
Nafaka alan eş bakımından:
- İptal kararı, mevcut ilamlar bakımından otomatik düşüş doğurmaz; mevcut nafakanın tahsil sürecinin sürdürülmesi mümkündür.
- Çalışma gücü, sağlık durumu, yaş, meslek, bakım yükü ve gelir yetersizliğinin belgelenmesi önem taşır; “yoksulluk”, soyut bir iddia değil, delille ispatlanan somut bir ekonomik durumdur.
- Yeni dönemde hâkimin süre belirleme eğilimine girmesi hâlinde, geçiş ihtiyacının somut yaşam planı ve belgelerle ortaya konulması, soyut mağduriyet söyleminden daha etkilidir.
9. Sık Sorulan Sorular (SSS)
Süresiz nafaka iptal edildi, bu nedenle nafakam bugün sona erdi mi? Hayır. İptal kararı henüz yürürlüğe girmemiştir; gerekçeli kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından dokuz ay sonra yürürlüğe girecektir. Ayrıca iptal kararları geriye yürümediğinden, mevcut nafaka ilamları kendiliğinden sona ermez.
İptal kararı yoksulluk nafakasını tamamen kaldırdı mı? Hayır. İptal edilen, yalnızca TMK m.175/1’deki “süresiz olarak” ibaresidir. Yoksulluk nafakası talep etme hakkı varlığını sürdürmektedir; ortadan kalkan, nafakanın ömür boyu devam etmesine dayanak teşkil eden niteliktir.
Çocuğumun nafakası (iştirak nafakası) bu karardan etkilenir mi? Hayır. İştirak nafakası TMK m.182’de ayrıca düzenlenmiştir ve çocuğun bakım ve eğitim giderlerine ilişkindir. İptal kararı çocuk lehine ödenen nafakayı kapsamamaktadır.
Dokuz aylık süreçte nafaka ödemeleri devam edecek mi? Evet. Yeni düzenleme yapılana ve iptal yürürlüğe girene kadar nafaka ödemeleri sürer. Nafaka borçluları koşulları varsa kaldırma veya azaltma davası açabilir; alacaklılar ise ödemelerin sürmesini isteyebilir ve ödenmeyen nafakalar için icra takibi yapabilir.
Geçmişte ödediğim nafakaları geri alabilir miyim? Hayır. Anayasa’nın 153. maddesi uyarınca iptal kararları geriye yürümez; geçmişte ödenen nafakaların iadesi istenemez.
Devam eden davalar nasıl etkilenecek? İptal kararı henüz yürürlükte olmasa da mahkemeler kararı dikkate alabilecek; süreli nafaka ve toptan ödeme talepleri daha sık gündeme gelebilecektir.
Bundan sonra yalnızca süreli nafaka mı verilecek? Bu husus, TBMM’nin çıkaracağı yeni yasayla netleşecektir. Mevcut durumda yeni model henüz belirlenmemiştir.
Mevcut nafaka nasıl kaldırılır? Kural olarak TMK m.176 zemini kullanılır: yeniden evlenme, fiilen evli gibi yaşama, yoksulluğun ortadan kalkması, haysiyetsiz hayat sürme veya malî durum değişikliği gibi nedenlerle kaldırma/azaltma davası açılır.
Nafaka yerine toptan ödeme yapılabilir mi? Evet. TMK m.176/2 uyarınca nafakanın toptan ödeme şeklinde yapılmasına karar verilebilir. Toptan ödemenin yapılmasıyla nafaka borcu tamamen sona erer.
Nafaka borcu ödenmezse ne olur? Ödenmeyen nafaka için icra takibi başlatılabilir ve koşulları varsa İİK m.344 uyarınca tazyik hapsine karar verilebilir. Nafaka alacakları haciz sırasında öncelikli sırada yer alır.
Kararın tam metnini nereden takip edebilirim? Gerekçeli karar yayımlandığında Anayasa Mahkemesi Norm Kararlar Bilgi Bankası’nda Antalya 12. Aile Mahkemesi başvurusu (E.2025/156) ve Resmî Gazete metni üzerinden takip edilebilir.
10. Sonuç ve Değerlendirme
Anayasa Mahkemesi’nin 4 Haziran 2026 tarihli kararı, Türk aile hukukunda son yılların en önemli dönüm noktalarından biridir. Mahkeme, on dört yıl önceki içtihadından dönerek TMK m.175/1’deki “süresiz olarak” ibaresini iptal etmiştir. Bununla birlikte karar; yoksulluk nafakası kurumunu tümüyle ortadan kaldırmamakta, yalnızca nafakanın ömür boyu sürmesine dayanak teşkil eden niteliği sona erdirmektedir.
Kararın iki temel pratik sonucu vardır. Birincisi, iptal hükmü dokuz ay sonra yürürlüğe gireceğinden ve geriye yürümeyeceğinden, mevcut nafaka ilamları kendiliğinden sona ermez; bu süreçte tek taraflı işlemler hak kaybı doğurabilir. İkincisi, dokuz aylık geçiş süresinde TBMM’nin, süre ve ölçüt içeren yeni bir yoksulluk nafakası modeli kurması beklenmektedir; nafaka hukukunun yeni çerçevesi bu düzenlemeyle ve gerekçeli kararla netleşecektir.
Bu geçiş döneminde hem nafaka ödeyen hem de nafaka alan tarafların; gelir, gider, sağlık, çalışma gücü, bakım yükü ve yaşam koşullarını güçlü delillerle belgelemesi, yürürlük tarihini ve Resmî Gazete yayımını yakından izlemesi büyük önem taşımaktadır. Her dosyanın kendi somut koşulları farklı sonuçlar doğurabileceğinden, aile hukuku alanında uzman bir avukattan profesyonel destek alınması önerilir.
Kaynakça
Mevzuat
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m.169, 175, 176, 177, 178, 182, 364
- 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, m.2, 10, 13, 20, 35, 41, 152, 153
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu, m.344
Anayasa Mahkemesi Kararları
- Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, Antalya 12. Aile Mahkemesi başvurusu (E.2025/156), T.04.06.2026 (TMK m.175/1’deki “süresiz olarak” ibaresinin iptali; yürürlük 9 ay ertelenmiştir — gerekçeli karar henüz yayımlanmamıştır)
- Anayasa Mahkemesi, E.2011/136, K.2012/72, T.17.05.2012 (önceki ret kararı)
Yargıtay Kararları
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E.2016/8859, K.2017/14407, T.12.12.2017
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E.2024/7203, K.2025/3258, T.07.04.2025
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E.2023/4032, K.2024/5401, T.04.07.2024
- Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E.2014/7244, K.2014/15735, T.03.12.2014
Not: Anayasa Mahkemesi’nin 04.06.2026 tarihli kararına ilişkin oy dağılımı, karar numarası ve gerekçe; gerekçeli kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasıyla kesinlik kazanacaktır. Bu makaledeki güncel veriler, kamuya yansıyan resmî gündem bilgileri ve basın açıklamalarına dayanmaktadır.
İçerik genel bilgilendirme amaçlı olup hukuki danışmanlık niteliği taşımaz. Somut bir uyuşmazlık için mutlaka bir avukata başvurulması önerilir.
